Gezi direnişi ve kadınlar

Gezi Direnişi Üzerine Düşünceler, Nota Bene Yayınları, Ekim 2013

Gezi direnişinin  tartışılamaz üç özelliği var: Baş düşmanı hükümet ve başbakan. Büyük ve kendiliğinden bir halk hareketi ve kadınların her açıdan damga vurduğu bir hareket. AKP yi ve temsil ettiği şeyleri sevmeyen, benimsemeyen her yaştan ve sınıftan kadınların Mayıs ın son gününden itibaren biberine, gazına aldırmadan nasıl büyük bir hevesle meydanlara  aktığını herkes gördü..  Gezi’nin ve Taksim meydanının biber  gazı kapsülleri ile adeta dövüldüğü her bir anda bir politik parti, bir etnik hareket veya bir sivil toplum hareketinin “gömleğini” giymemiş ama şehrinin ağa... Okumaya devam et >>

İzmir’in “Tenekeli Mahalle”si

490-250Handan Koç, Heyamola Yayınları’nın “izmirim serisi”‘nden yayınlanan Bizim Mahalle Teneke Mahalle‘nin yazarı Gönül İlhan ile “Romanlar anlatılmazsa, en güzel renklerinden birisi eksik kalacaktı çünkü İzmir’in ve de ‘izmirim Serisinin’ sözleriyle andığı Teneke Mahallesi hakkında konuştu. Röportaj Mesele dergisinin Ocak sayısında yayınlandı.

İzmir’in semtleriyle ilgili bir kitap dizisi yapmak nasıl bir fikir ve kimden çıktı?

Heyamola Yayınları’nın projesiydi bu. Önce, İstanbul’un 80 semtinin 80 yazar tarafından anlatıldığı “istanbulum” dizisi yayınlandı. Sonrasında, Ömer Asan ve Fergül Yücel’in bizi aramasıyla, İzmir’in semtleri için başladı aynı çalışma. 41 kitaptan oluşan “izmirim” serisinin yayınlanmasını, Trabzon’u anlatan 22 kitap izledi. Şimdi... Okumaya devam et >>

Bu ara Tophane’den geçin!

bati-gozuyle-tophane-tophane-christopher-torchia-1226420Tophane ‘de” gericilerin “ taammüden yaptıkları saldırıya uğrayan galerilerde neler sergileniyor bir görün. Ayrıca geçenler bilir Tophane’ye doğru yokuş aşağı yürürken görebileceğiniz şeylerin başında deniz gelir. Tophane semtini ortadan bölen adı ve çağrışımları güzel “boğazkesen” caddesi Galatasaray lisesinin kapısını karşınıza alıp sağ yanından aşağı doğru yürürseniz, sizi duvar boyu alıp azıcık aşağı indiren Yeniçarşı Caddesinin bittiği yerden sonra başlar. Sonra dik bir yokuş ve sonra Tom Tom Kaptan Camiinde düzlüğe çıkarsınız. Boğazkesen caddesi solunda Mimar Sinan’ ın zamanında topların üretildiğini hayal ederek coşabileceğiniz muhteşem Toph... Okumaya devam et >>

Oyuna gelmemek için (1977 – 1988)

Oyuna gelmemek için 1 (1977)

Anayasada yapılacak birtakım değişiklikler 12 Eylül’de bir referandumla halk oylamasına çıkacak. Bu tarih cuntanın otuzuncu yıldönümü. Otuz yıl malum zamanaşımı tarihi. Seksen öncesinde ve sonrasında da sol politikanın içinde yer almış bir kişi olarak bir günlük tutmak ve şu ya da bu şekilde bir yeniden değerlendirme noktasına gelmiş olan 12 Eylül sürecine göz atmak dileğindeyim. Böylece Türk siyasal hayatının baskıcı yapısına ezilenler ve yöneticiler arasındaki mücadele açısından bakmayı amatörce denemiş olacağım. Herkesin de Tayyip Erdoğan’ın gözyaşları ile sulandırmaya çalıştığı yakın tarihe, arkasına yığdığı zamanın sunduğu malzeme ile yeniden bakmasının yararı olacağını düşünüyorum. (Handan Koç)


Tarihi uzlaşmaz çıkar çelişkileri ile bölünmüş bir toplumu anlama çabası olarak gören bir solcu olarak aklım sorularla dolu. 12 Eylül ve sonrasında tesis edilen nizam bir gecede emir komuta zinciri içinde karar veren generallerin eseri olabilir mi? On iki Eylül ile içine oturtulduğumuz yeni düzeni anlamak ve kopm... Okumaya devam et >>

Futbol kadınlar için de futbol mu?

arjantin-maradona-kardeslerYazıya destek verenler

(SBF’Derli) Dursun, Sevgi, Necla, Mete, Yalçın, Hasan

İşte bir dünya kupası daha sona erdi. Bu oyunu seven bir feminist olarak üzgünüm. Sıcak yaz akşamları başlamasını iple çektiğim maçlar olmayacak artık.

Futbol iyi de…
Muhakkak birçok Türkiyeli insan bu kupa ile hiç ilgilenmedi. Çünkü ya bu oyunu ya bu kültürü sevmiyordu. Birçoğu işe ya imkânı olmadığı için ya da belki iş aramak, evi geçindirmek, belki maden göçüğünde kalan yakınlarını aramak ve belki de Hakkâri’deki sevdiklerinden haber almak telaşındayken dünya kupası ile hiç ilgilenmediler. Ama belki yine aynı kişiler birçok tatsız akşamlarını bir topun peşine takılmış yirmi iki delikanlının mücadelesini izleyerek biraz neşelendirdiler.

Öte yandan eminim ki bu maçlar b... Okumaya devam et >>

Kadıköy’ün iskelesi vardı

fft5_mf300418Karaköy iskelesi batalı bir yıl oldu. Yerine yenisi yapılmadı. Yolcular kışın soğuk, yazın sıcak olan bir barakada bekleşiyor. Vapurlar geçici bir platforma yanaşıyor. Anlaşılan o ki iskelenin bakımsız bırakılarak batırıldığı 11 Kasım gecesi suya düşen Akbil kasalarını arayan İDO yetkilileri paralarını bulduktan sonra eski iskeleyle olan bütün bağlarını kopardılar.
Bu yıldönümü vesilesi ile, işine vapurla gidip gelen biri olarak biraz geriye gitmek isterim. 25 Şubat 2005 tarihli Radikal haberi şöyle idi: “Şehir Hatları’nın İDO’yla birleştirilmesiyle 73 vapur, 54 iskele ve Haliç Tersanesi TDİ’den Büyükşehir Belediyesi’ne devrediliyor. Uzun vadede hedef vapur, deniz otobüsü ve motorların tek iskele, tek bilet altında birleşmesi. Buna göre, şehir hatları vapurları zamanla yerini deniz otobüsü ve motorlara bırakacak, vapurlar ise sadece beli... Okumaya devam et >>

“Günlerin bugün getirdiği”

230px-1mayıs_77_1“İki 1 Mayıs, Bir Sonuç” başlıklı makalesinde Yüksel Akkaya şöyle yazıyor: “Bir sonraki yılın katılım açısından görkemli, sona erişi açısından trajik 1 Mayıs’ı doğrudan 1 Mayıs 1976’yla ilgilidir. 1976 yılı, işçi sınıfı açısından önemli bir eşik olmakla birlikte, sermaye cephesinin işçi sınıfına ve onun adına siyaset yapanlara bakışında radikal bir değişiklik yaşadığı yıldır.”

Türkiye’yi yönetenler, 1 Mayıs 2007’de, İstanbul’da bir vahşet sergilediler. Bu tutum herkesi düşündürmüş, bazılarımızı otuz yıl öncesine götürmüş olmalı.

1 Mayıs 1976’da İstanbul’da yaşıyordum ve bu günü sadece duymuştum. 1 Mayıs 1977’de ise 16 yaşındaydım ve artık Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu tarafından düzenlenen mitinge katılmak istiyordum. O zaman 56 ya... Okumaya devam et >>

Evvel Temmuz’da Samandağ’da olmalı!

Evvel Temmuz Bayramını duydunuz mu hiç?: “Temmuz ayı dörtbin yıl öncesine kadar uzanan tarih içinde  hasadın yapıldığı ve bir sonraki hasat döneminin bereketli geçmesi için  şenliklerin yapıldığı bir ay olmuş. Tek tanrılı dinlere geçişten sonra bile bazı topluluklar bu geleneklerini devam ettirmişler. Türkiye’de yaşayan Arap halkı için çok önemli olan bu gelenek yakın zamana kadar  aynı heyecanla sürmüştür. Her yıl bu günlerde Samandağ sahilinde bulunan Hz. Hızır Türbesi ziyaret edilir, hayır duaları okunur; ardından çalgılar eşliğinde insanlar sabaha kadar eğlenilirdi. Tabii en yeni elbiseler önceden hazırlanır, sabahtan giyilirdi. Halkın yüreğindeki heyecanı sokakta yürüyünce hissedebilirdiniz. Biz çocukken “Temmuz” isimli bir şeyhin sokaktan geçeceğini sanarak kaldırım kenarlarında otururduk. “ İşte böyle anlatıyor, beni   Samandağ’a, her yıl düzenledikleri  temmuz festivalinin altıncısına  davet eden feminist Amargi dergisinden sevgili  Tülay Hatimoğulları, bu günün  kendileri için anlamını.

ABD ordusunun İskenderun  körfezi

13 temmuz’da  İs... Okumaya devam et >>

İstiklal yenilenmese, paralar ezilmese!

istiklalİstiklal caddesi ve ona açılan sokaklarda yolların büyük granit taşlarla kaç liralık bir ihale çerçevesinde döşendiğini bilmiyoruz. Resmi rakamlar istenilse öğrenilir. Ama bu işten İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, Beyoğlu Belediyesi’nin ve Güçlü İnşaat firmasının ve onlara malzeme satanların nasıl yararlandıklarını tam olarak hiçbir zaman bilemeyeceğiz… Ceplere ne girdi, portföylere ne eklendi kimbilir! 1936 yılından beri Beyoğlu’nda olan Kelebek Korse mağazasının baba-oğul işleticilerine göre bu lüzumsuz değişikliklerin esnaflara verdiği zararı hesaplayan yok. Yol işinde çalşan içilerin gündeliği ise yirmi milyon. Hiçbir suistimal yapılmamş olsa bile, hiç kimse rüşvet almamş temiz çalışmş hatta zararına çalışmş olsa bile Beyoğlu’nda yolların neden yenilenmesi gerektiği sorusuna makul bir cevap bulmak zor.
Yapılan... Okumaya devam et >>