Uzun sürecek bir Hayır

uzun-surecek-bir-hayir-272365-5

 

Handan Koç / Birgün-13.04.2017

AKP vatandaşlık haklarımızı elimizden almak, rejimi kökten değiştirmek istiyor. Yaparlar mı yaparlar. Peki, karşılarında direnen olur mu? Elbette olacak! Bize, koşulsuz itaat edeceğimiz bir reis ve onun uydusu reisçikler öneriyorlar. Kadınlar olarak birlikte Hayır! diyoruz. Ayrıca şahsen benim iftiracı, kaba, zalim ve sürekli kandırıldım diyerek bizleri kandırmaya çalışan biri tarafından yönetilmek ağırıma gidiyor.

Peki, Türkiye’nin her kesiminden kadınların AKP ye direnmek için hayati sebepleri var mı? Var bence. Kürtaj tartışmaları sırasında “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse“ ifadelerini kullanarak kadınlara olan bakış açısını bir kez daha dile getiren Melih Gökçek‘i ya da kız çocuklarının cezaevindeki tecavüzcüleri ile evlendirilmesi konusunda büyük ga... Okumaya devam et >>

Devlete unuttuğunu hatırlatıyoruz: Cinsel istismar suçtur!

Handan Koç – Birgün Pazar -  20 Kasım 2016

Meclise sunulması beklenen bir Anayasa değişikliği var ve bunun bir rejim değişikliği teklifi olmasını bekliyoruz. Zaten meclis seçilmiş vekillerini bile koruyamaz halde. O arada iktidarın kadınlar hakkında nasıl düşündüğünü ortaya seren “ahlaksız bir teklif” meclise geldi.

kadinlardan-tecavuzu-aklayacak-yasaya-hayir-19112016-005007Hükümet “cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16.11.2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, suça maruz kalan kadın ve çocuk ile failin evlenmesi durumunda cezasızlık öneren bir düzenlemeyi “ meclis te onaylatarak yürürlüğe koymak üzere iken gelen itirazlarla küçük bir tökezleme geçirdi.Tasarı iki gün sonra tekrar görüşülecek, yasalaşırsa küçük çocuklarla cinsel ilişkiye giren erkekler, bu kız çocukları ile evlenince cezaalmaktan kurtuluyor olacaklar. Çocuklara... Okumaya devam et >>

Erdoğan’ın sözleri cinsiyetçiliktir!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Iğdır’da kendisini konvoya sırtını dönerek protesto eden kadınlara, “Şimdi geliyorum çok enteresan şurada bir grup, affedersiniz edebim müsaade etmiyor tabi de, sırtlarını dönerek işaret yapıyorlar” demişti.

2 Haziran 2015 tarihinde IMC TV’de yayınlanan Banu Güven’le Artı Haber’e konuk olan feminist yazar Handan Koç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini değerlendirdi.... Okumaya devam et >>

Feminist Olarak Türkiye‘ye Bakmak *

page_sosyalist-feminist-kolektif-basortusunun-ilkokula-indirilmesi-akpnin-kadinlara-yonelik-son-saldirisi_231708618

Feminist Olarak Türkiye ‘ye Bakmak. (*)

Handan Koç - (Ankara / WOCMES-2014)

Bu konuşmayı hazırladığım günlerde önemli bir seçim oldu. Türkiye de 12 yıldır başbakanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına seçildi. Türkiyeli feminist, sosyalist, özgürlükçü, sekuler pek çok insan gibi bu sonuç beni de üzdü. AKP klasik İslamcı bir partiden koparak kendine muhafazakâr demokrat sıfatı seçtiği deklarasyonu 2002 de yaptı. Parti erkek egemenliğinin geleneksel-dinsel biçimi ile sürmesine taraftar olan ve neo-liberal sisteme ko... Okumaya devam et >>

Understanding Neoliberalism and New Conservatism in Middle East: Turkey Experience and Prospects for Feminism

kurtaj-hakk-eylemi-3-haziran-2012-28

WOCMES- World Congress for Middle Eastern Studies

Handan Koç  – (ANKARA 2014)

Understanding Neoliberalism and New Conservatism in Middle East: Turkey Experience and Prospects for Feminism

As I was preparing this talk, an important election was held in Turkey. Recep Tayyip Erdoğan, who has been the prime minister for the last twelve years, was elected as president. Along with many other people I was saddened by the results of the election. In 2002, the Justice and Development Party, known as the AKP, declared itself to be a conservative democratic party, breaking away from its classic Islamist roots. Then elected. Was it obvious that there would be negative results in terms of the social politics of gender? It was. But in the beginning, the AKP received encouragement from nearly every segment of society, including the Kurdish and Turkish opp... Okumaya devam et >>

Fadime’nin onuru bizim onurumuzdur

300-419(1 Kasım 2014, Bianet) - Fadime Şahindal Maraşlı Kürt ve Ezidi bir göçmen ailenin kızıydı. Yedi yaşından yirmibeş yaşında öldürülene kadar İsveç’te yaşadı.  26 Ocak 2002’de babası tarafından öldürüldü. Bu namus cinayeti Avrupa’da büyük yankı yapmıştı.

Fadime hayatının aşkını -İran kökenli İsveçli Patrik Lindensjö– kendi seçtiği için abisi veya babası tarafından öldürülme tehlikesi altında olduğunu herkese açıklamıştı.

Tek isteği hayatının ve bedeninin sahibi bir kadın olabilmekti. Bu yüzden için çok sevdiği Uppsala şehrinden ayrılmak üzere iken, annesi ve kızkardeşleri ile veda için buluştuğu yere gelen babası onu bıçaklayarak öldürdü.

Unni Wikan İsveçli bir sosyal antropolog. Fadime Şahindal’ın öldürülmesinden bir ay sonra bir kitap yazmaya başlamış. Wikan, Fadime’yi öldüren babası Rahmi Şahindal’ın yargılandığı iki davayı da izlemiş, ayrıca pek çok davada uzman tanıklığına ba... Okumaya devam et >>

Kurtlar Vadisi’nde kapışma

kurtlar-vadisi

Bu yılın en çok seyredilen dizisi olan Kurtlar Vadisi tatilden önceki son bölümünde seyircisine birçok merak uyandırıcı sürprizler hazırlamıştı. Ama dizi ekibinin yaşadığı fırtına bu bölümünün yaratacağı etkinin önüne geçti.

Hürriyet Gazetesi’nin başköşesinde “Kurtlar Dergahı” spotu altında, dizinin başrol oyuncusunun zikir yaparken fotoğrafı yer aldı. Haber, dizinin senaristi Raci Şaşmaz ve ağabeyi olan başrol oyuncusu Necati Şaşmaz’ın Kadiri Tarikatı’nın başı olan Abdülkadir Şaşmaz’ın oğulları olduğunu açıklıyordu. Tarikat fotoğraflarında Şaşmaz kardeşleri Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı Ahmet Tezcan’la birlikte görmek de mümkündü. Dizide ilk kriz aylar önce çok hayranı olan bir karakterin ... Okumaya devam et >>

Ali Rıza Demircan kadınlardan özür diliyor…

 

23.02.2011 – CNN Türk Tarafsız Bölge Programı

CNN Türk’de yayınlanan Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge Programı’nda Ali Rıza Demircan “Dekolte ve Taciz” konulu tartışmada geçmişte kitaplarında yer verdiği görüşler için tüm kadınlardan özür diliyor…

Programın konukları: Handan Koç – Hidayet Şefkatli Tuksal- Ali Rıza Demircan... Okumaya devam et >>

Handan Koç’la türban üzerine

Sadana-da-turban-eylemi-2902264_oon dönemde türban sorunu YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın üniversitelerde türbana yeşil ışık yakan açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Türban özgürlük mü, tercih mi, dogma mı? Siz bir feminist olarak türban hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türban tartışmalı  bir terim.   Türban, başörtüsü, tesettür bir tür örtünmeyi anlatıyor. Ben Türkiye’de kadın özgürlüğü açısından tehdit unsuru olan” örtünme “den tesettür olarak bahis etmek gerektiğini düşünüyorum. Buna tesettür denmeli çünkü herhangi bir saç örtme veya giysi biçimi değil, bütünü olan bir şeyin parçası söz konusu.  O bütün de İslamcı ideolojidir. Bizler bir tür İslam yorumunun kadınlar tarafından uygulanması ile karşı karşıyayız. Bu kuran da yeri olduğu söylenen bir öğüt ve Hanefi mezhebinden olanların özellikle savunduğu bir uygulama. Ama kadınlar tarafından uygulanmasını sağlayan ve bunu kadınların yaşam... Okumaya devam et >>

“Muhafazakârlığa Karşı Feminizm”: Düşmanı tanımak önemlidir

Express-132-735x1024Yazı hayatına 1987’de Feminist dergisiyle başlayan Handan Koç, yeni kitabı “Muhafazakârlığa Karşı Feminizm”de son on yılın iktidarına, benimsetilmeye çalışılan ahlâk anlayışına karşı el yükseltirken, Büyük Doğu’dan Sızıntı’ya, Gazali’den Said Nursi’ye geniş bir arşiv çalışmasıyla İslâm’ın kadına bakışını feminist bir adalet terazisine oturtuyor. Feminist dergisi nüshalarının 25. yıl vesilesiyle tıpkıbasımının editörlüğünü de üstlenen Handan Koç’la çeyrek yüzyılın muhasebesini yaparken bugünün temel ve acil sorularının şifrelerini de aradık. Express’in son sayısından naklen…

Feminist Dergisi’ni çıkardığınızda kaç yaşlarındaydınız?

Handan Koç: Dergide yer alanların çoğu ‘57-’61 kuşağıdır. 30 yaşından küçük, 20 yaşından biraz büyük kadınla... Okumaya devam et >>

O kadar kolay geri dönmeyiz!

Sendika.Org: Siyasal İslam’ın son dönemde kadın düşmanlığını tırmandırmasının ardında hangi dinamikler var?

Handan Koç: Türkiye malum sistem olarak merkezi bazı düzenlemelerini- bunların dayandığı değerleri kaybetmiş durumda: mesela milli eğitim, mesela ulusal sağlık sistemi, mesela hukuk sistemi. Eskisi iyi miydi tartışması başka ama şunu soralım, eskisi dağıtıldı mı? Dağıtıldı. Kim tarafından? Bu hükümetin temsil ettiği güçler tarafından. E ne yapacak yeni bir şey kuruyor, kurabiliyor, bunu gösteriyor, bunu yapıyorlar. Kürtaj cinayettir açılımının arkasında bu süreci görüyorum ben. Dolayısı ile egemenlerin sözcüsü durumundaki Başbakan her alanda en ileri sözünü söylüyor. Bu yüzden milleti ve değerlerini temsilen ve onu yeniden kurma iddiası olan kurucu bir dille konuşuyor. Başbakanın “kürtaj” açılımından sonra: Konu ile ilgili ilk yazısına Ali Bulaç “Kürtaj hak mı, cinayet mi?” diye başlık atmış ve lafa şöyle başlamıştı: Kürtaj konusunun gündeme gelmiş olması iyi oldu. Mevzii alanlarda ve zaman zaman tartışıla... Okumaya devam et >>

Akif Beki ne dedi?

akif-beki11Akif Beki son haftalarda feminizmle ilgili bazı değerlendirmeler yaptı. Türkiyeli bir feminist olarak bazılarına değinmek bana bir mecburiyet gibi göründü. Bu yazıların beni ilgilendiren kısmı feminizmle ilgili olarak ortaya attığı iddiaların fikri boşluğu değil, rahatsız edici şekilde gerçek dışı bilgiler imal etmeye çalışması.

Akif Beki çeşitli özellikleri ile ele alınabilecek bir kişi. Biz onu bir gazeteci olarak tanımak değerlendirmek durumundayız. 1990 yılında henüz 19 yaşında bir üniversite öğrencisi iken Zaman gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başlamış.

1998’de Kanal 7’nin Washington temsilciliğine atanmış. Onu Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kuruluşu sonrası Recep Tayyip Erdoğan’ın basın sözcüsü olarak izledik. İndus Vadisi’nin İncirleri ve Kara Liste isimli iki romanı olan Beki, Başbakan’... Okumaya devam et >>

2011 seçimleri öncesi feminist olmak

490-303Bu seçimlere ülkemizin siyasal tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yasarken girdiğimizi söylemek abartı olur mu? Bence olmaz. En azından böyle ikiyüzlü ve ağır bir politik baskı mekanizması altında yaşandığını hiç hatırlamıyorum. Oysa 12 Eylül 1980 de 19 yaşında devrimci bir öğrenciydim. Durumu böyle görmenin bir analiz kıymeti yok bu özgürlükçü insanlar için malumu ilan etmek bence. Ama mizah dergileri dışında hiçbir büyük medya gücü bu despotizmi merkezine almıyor. Neden diye sorup düşünmek zorundayız.

Son üç yıl içinde geliştirilen terör suçlusu uygulamaları hükümet aleyhtarı olan pek çok kişiyi açıkça hedef aldı.  Ama daha fenası bu uygulamalar bu ülkede yasayan her turlu aykırı düşünce sahibi insanı tehdit ediyor . Son yıllarda televizyonlar, gazeteler ve sokaklar yeni iletişim araçlarının model ve t... Okumaya devam et >>

Bu ara Tophane’den geçin!

bati-gozuyle-tophane-tophane-christopher-torchia-1226420Tophane ‘de” gericilerin “ taammüden yaptıkları saldırıya uğrayan galerilerde neler sergileniyor bir görün. Ayrıca geçenler bilir Tophane’ye doğru yokuş aşağı yürürken görebileceğiniz şeylerin başında deniz gelir. Tophane semtini ortadan bölen adı ve çağrışımları güzel “boğazkesen” caddesi Galatasaray lisesinin kapısını karşınıza alıp sağ yanından aşağı doğru yürürseniz, sizi duvar boyu alıp azıcık aşağı indiren Yeniçarşı Caddesinin bittiği yerden sonra başlar. Sonra dik bir yokuş ve sonra Tom Tom Kaptan Camiinde düzlüğe çıkarsınız. Boğazkesen caddesi solunda Mimar Sinan’ ın zamanında topların üretildiğini hayal ederek coşabileceğiniz muhteşem Toph... Okumaya devam et >>

Referandumda Feminizmin İcabı Bence Hayır!

02 Eylül 2010 /Bianet

Feministler olarak bu hükümete kadınların eşitlik, özgürlük ve kurtuluş mücadelesi açısından güvenebilir miyiz? Recep Tayyip Erdoğan’ın “bana evet deyin” çağrısı karşısında soğukkanlı ve tarafsız kalabilir miyiz? Kalmalı mıyız?

 

12 Eylül’de hükümetin önerdiği anayasa değişiklikleriyle ilgili yapılacak referandum çeşitli açılardan ele alınmayı aynı zamanda da tavır alınmayı gerekli kılan bir politik süreci başlattı.

Ben bu yazıda devrimci-feminist bir kadın olarak bazı düşünce ve duygularımı aktarmak istiyorum. Duygularımı diyorum çünkü bu oylamanın tarihinde insanın, sinirlerini harekete geçiren bir zorlama var. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) sekiz yıldır hükümette ve kendini muhafazakar demokrat olarak tanımlıyor. AKP liderliği yolumuz Menderes’in ve Özal’ın yoludur diyor.

12 Eylül ‘ün bir ramazanın bitişine gelen otuzuncu yıldönümünde, bizlerden 12 Eylül ü bitirdiklerini ilan etmelerini sağlamak üzere oy isteyecekler. Bana kalırsa her kim ki 12 Eylül ün hedefinin sosyalist-devrimc... Okumaya devam et >>

Oyuna gelmemek için (1977 – 1988)

Oyuna gelmemek için 1 (1977)

Anayasada yapılacak birtakım değişiklikler 12 Eylül’de bir referandumla halk oylamasına çıkacak. Bu tarih cuntanın otuzuncu yıldönümü. Otuz yıl malum zamanaşımı tarihi. Seksen öncesinde ve sonrasında da sol politikanın içinde yer almış bir kişi olarak bir günlük tutmak ve şu ya da bu şekilde bir yeniden değerlendirme noktasına gelmiş olan 12 Eylül sürecine göz atmak dileğindeyim. Böylece Türk siyasal hayatının baskıcı yapısına ezilenler ve yöneticiler arasındaki mücadele açısından bakmayı amatörce denemiş olacağım. Herkesin de Tayyip Erdoğan’ın gözyaşları ile sulandırmaya çalıştığı yakın tarihe, arkasına yığdığı zamanın sunduğu malzeme ile yeniden bakmasının yararı olacağını düşünüyorum. (Handan Koç)


Tarihi uzlaşmaz çıkar çelişkileri ile bölünmüş bir toplumu anlama çabası olarak gören bir solcu olarak aklım sorularla dolu. 12 Eylül ve sonrasında tesis edilen nizam bir gecede emir komuta zinciri içinde karar veren generallerin eseri olabilir mi? On iki Eylül ile içine oturtulduğumuz yeni düzeni anlamak ve kopm... Okumaya devam et >>

Ölümünün 50. yılında tesettür risalesi

saidnursiSaid Nursi öleli 50 yıl oldu. Fikirleri hala büyük ilgi görüyor. Türkiye tarihini anlamaya çalışan yerli ve yabancı araştırmacıların Nurculuğu incelerken pek önemsemedikleri kadın meselesine ve pek ilgi göstermedikleri tesettür risalesine bakmak, bu etkileyici kişinin kadınlara nasıl baktığını gözden geçirmek görevi, biz feministlere düşse gerek. Said Nursi’nin kadınlarla ilgili en önemli önerileri, dört hikmet şeklinde bölümlenmiş tesettür risalesinde yer alır. Birincisi hakkında daha önce yazdım. Bu defa risalelerin diğer üç hikmetini tanıtmak ve bir tartışma zemini arayışımı sürdürmek istiyorum.

2. hikmet / Çirkinlik zamanı gelince
Said Nursi her zaman tesettürü kadınların fitratı-yaradılışı gereği değiştirilemez bir mecburiyet olarak gördüğünü anlatır. Bu özel bölümde ise “Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve ş... Okumaya devam et >>

30. yılında İran Devrimi’nin “gücü”

untitledİran İslam İnkılâbı 30. yılı vesilesiyle İran’ın gücü etrafında pek çok yorum yapıldı. Obama’nın yakınlaşma çağrısı ve nükleerde kazanılan zafer bu yorumların arabaşlıklarıydı. Oysa Ahmedinejad aynı konuşmada “dünyadaki bütün çatışmaların kökeninde hak, adalet, ahlak ve insani değer eksikliği olduğunu” da söylemişti söylemesine ama devrimin bu alanlardaki başarısı veya başarısızlığı üzerinde pek durulmadı. Oysa eminim İranlıların hayatı bunlarla da belirleniyor. Mesela İranlı bazı kadınlar ısrarla, sadece hak ve adalet arıyor ama bulamıyorlar.

Devrimin gücü
1991’de yaptığı bir İran ziyareti sonrası Ali Bulaç şöyle yazmıştı(1) ”Uçağa binerken nasıl bir İranla karşılaşacağım benim için tam bir merak konusuydu. Havaalanında uçak bekleyen İranlı yolculardan yaklaşık 40 kadar hanım içinde sadece iki... Okumaya devam et >>

Ev içi şiddet ev içinde mi kalmalı?

feminist501Şiddet  gören  kadınlar sığınma evlerine  yaptıkları  başvurularda  en çok hangi soruları soruyor biliyor musunuz?  Mor çatı kolektifi çalışanları yirmibin tane başvuruyu gözden geçirdi. Bu soruları süzdüler. Verdikleri cevaplarla birlikte kitaplaştırdılar. Bu kitap vesilesi ile yirmi yıldır sordukları bir soruyu  tekrarlıyorlar.

Ev içi şiddet ev içinde mi kalmalı?

22 Temmuz seçimlerinin üstünden bir yıl geçti. Bu seçimlerin hemen öncesinde kadın hareketinin önemsediği bir gelişme oldu.  22. dönem AKP Konya milletvekili Halil Ürün’ün parlak politik kariyeri eşini dövdüğü için sekteye uğradı. Aday listesinde Emine Erdoğan kriterleri gereği yani aile yaşantısındaki düzensizlik sebebi ile yer bulamadığı söylendi.  Halil Ürün ve eşi 40 yıllık evlilikleri boyunca neler yaşamış... Okumaya devam et >>

Tesettür risalesi hakkında…

1069838_708764292501313_995789862_nNur tarikatının kurucusu Said Nursi’nin ölümünün 48. yıldönümü nedeniyle Said Nursi Enstitüsü tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde “Meşrutiyetin 100. Yılında Türkiye’nin Demokrasi Serüveni” isimli panel düzenlendi. Yoğun ilgi gören panele, konuşmacı olarak Prof. Mehmet Altan, Prof. Atilla Yayla, Prof. Doğu Ergil ve Cengiz Aktar gibi, kamuoyunun “liberal” olarak tanıdığı akademisyenler de katıldı.

Bu vesileyle Türkiye fikir dünyası içinde çok önemli bir yeri olan Said Nursi’nin risaleleri arasından bir tanesini, ele almanın önemine inanarak bu yazıyı kaleme aldım. Bu Tesettür Risalesi’dir. Konu herkesi ama en çok da Said Nursi’nin yaşamına, görüşlerine önem verenleri ilgilendirdiği gibi feministleri de yakından ilgilendirir. Türkiye... Okumaya devam et >>