Derviş’in Amerikalı eşi bizi bozmaz, bizi bozan piyasalar!

e0301

Handan Koç – Pazartesi - Sayı 76 – Temmuz 2001

Mart ayında hayatımıza sokulan Kemal Derviş eşiyle birlikte Türkiye’yi gezmeye başladı. Mutlu bir çift görüntüsü sergiliyorlar. Oysa Derviş’in hızlandırdığı ekonomik program memlekette pek mutlu insan bırakmayacağa benziyor.
Siyasi liderler yurtiçi veya dışı ziyarette bulunurken, eşleri de misafir gittikleri yerin önemli kişilerinin eşleriyle tarihi çarşı, müze, çocuk bakını yurdu vs. gezerler. Derviş çiftimn Anadolu gezilerinde de böyle oluyor. Gaziantep ziyaretleri sırasında. Bayan Derviş bir işyerinden gümüş tepsi alırken yaşanan izdiham nedeniyle bazı eşyaların zarar görmesi üzerine esnaftan özür dilemiş.

Ben de esnafım. Düşündüm Dervişler bizim oraya ziyarete gelse ne yaparım diye. Yazar kasa eylemi yapmak en iyisi olur diye karar verdim. Ya ayaklarının di... Okumaya devam et >>

Kurtlar Vadisi’nde kapışma

kurtlar-vadisi

Bu yılın en çok seyredilen dizisi olan Kurtlar Vadisi tatilden önceki son bölümünde seyircisine birçok merak uyandırıcı sürprizler hazırlamıştı. Ama dizi ekibinin yaşadığı fırtına bu bölümünün yaratacağı etkinin önüne geçti.

Hürriyet Gazetesi’nin başköşesinde “Kurtlar Dergahı” spotu altında, dizinin başrol oyuncusunun zikir yaparken fotoğrafı yer aldı. Haber, dizinin senaristi Raci Şaşmaz ve ağabeyi olan başrol oyuncusu Necati Şaşmaz’ın Kadiri Tarikatı’nın başı olan Abdülkadir Şaşmaz’ın oğulları olduğunu açıklıyordu. Tarikat fotoğraflarında Şaşmaz kardeşleri Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı Ahmet Tezcan’la birlikte görmek de mümkündü. Dizide ilk kriz aylar önce çok hayranı olan bir karakterin ... Okumaya devam et >>

Arslan Başer Kafaoğlu’nun Israrı

abkArslan Başer Kafaoğlu geçen yıl bu zamanlar, 28- Temmuz-2011 de aramızdan ayrıldı.

Türkiye’nin yetiştirdiği çok önemli bir iktisatçıydı. Pek çok sosyalistin Arslan amcasıydı. Ama bu iki sıfat onu anlatmaya yeterli değil.

Arslan Başer Türkiye Ekonomisi Yakın Tarihi başlıklı kitabına 2002 yılında yazdığı önsözde şöyle der: “Bana ekonomik düşünce ve yönüm sorulduğunda yanıtım hep ‘ben bir Marksist iktisatçıyım’ oldu bununla büyük gurur duydum”.

Başer 1928 doğumludur. Aynı önsözde kendini 1960 doğumlu saydığını da yazmıştır. 1960’lara kadar sadece başarılı bir iktisatçı olan Kafaoğlu, sonrasında “ekonomiyle toplumsal oluşumlar düzeyinde uğraşmaya başlar “.

Arslan Başer “Fikirlerimi savunurken oldukça cüretli savlar öne attım “diye kendini tarif eder. İlk defa Ankara’da Öncü gazetesi... Okumaya devam et >>

Akif Beki ne dedi?

akif-beki11Akif Beki son haftalarda feminizmle ilgili bazı değerlendirmeler yaptı. Türkiyeli bir feminist olarak bazılarına değinmek bana bir mecburiyet gibi göründü. Bu yazıların beni ilgilendiren kısmı feminizmle ilgili olarak ortaya attığı iddiaların fikri boşluğu değil, rahatsız edici şekilde gerçek dışı bilgiler imal etmeye çalışması.

Akif Beki çeşitli özellikleri ile ele alınabilecek bir kişi. Biz onu bir gazeteci olarak tanımak değerlendirmek durumundayız. 1990 yılında henüz 19 yaşında bir üniversite öğrencisi iken Zaman gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başlamış.

1998’de Kanal 7’nin Washington temsilciliğine atanmış. Onu Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kuruluşu sonrası Recep Tayyip Erdoğan’ın basın sözcüsü olarak izledik. İndus Vadisi’nin İncirleri ve Kara Liste isimli iki romanı olan Beki, Başbakan’... Okumaya devam et >>

Ölümünün 50. yılında tesettür risalesi

saidnursiSaid Nursi öleli 50 yıl oldu. Fikirleri hala büyük ilgi görüyor. Türkiye tarihini anlamaya çalışan yerli ve yabancı araştırmacıların Nurculuğu incelerken pek önemsemedikleri kadın meselesine ve pek ilgi göstermedikleri tesettür risalesine bakmak, bu etkileyici kişinin kadınlara nasıl baktığını gözden geçirmek görevi, biz feministlere düşse gerek. Said Nursi’nin kadınlarla ilgili en önemli önerileri, dört hikmet şeklinde bölümlenmiş tesettür risalesinde yer alır. Birincisi hakkında daha önce yazdım. Bu defa risalelerin diğer üç hikmetini tanıtmak ve bir tartışma zemini arayışımı sürdürmek istiyorum.

2. hikmet / Çirkinlik zamanı gelince
Said Nursi her zaman tesettürü kadınların fitratı-yaradılışı gereği değiştirilemez bir mecburiyet olarak gördüğünü anlatır. Bu özel bölümde ise “Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve ş... Okumaya devam et >>

Said Nursi Örneği: Tesettür Bir Toplumsal Öneridir

Ben Türkiyeli bir feminist olarak, özel olarak Nursi’nin görüşlerini benimseyen, ayrıca tesettür hikmetleri onunkinden farklı olan herkesin “Tesettür Risalesi” hakkındaki görüşlerini merak ediyorum.

Türkiye fikir ve siyaset dünyası içinde çok önemli bir yeri olan Said Nursi’nin Nur Risaleleri olarak anılan yazılarının toplamı 12 Eylül sonrası diye de nitelenen son 25 yıl içinde yeniden organize olan cemaat hayatı ile birlikte güncel bir ağırlık kazandı.

Ben bu metinler arasından bir tanesini ele almanın bu gün her zamankinden daha fazla önem taşıdığına inanarak, bu yazıyı kaleme alıyorum. Bu Tesettür Risalesi‘dir. Konu herkesi ama en çok da Said Nursi’nin yaşamına, görüşlerine önem verenleri ilgilendirdiği gibi, feministleri de yakından ilgilendiriyor.

Benim görüşüm bu risalenin kadınların tesettürle yaşaması gerektiği üzerine yazılmış en önemli metin olduğu. Ne yazık ki ne yarı gizlilk içinde ve baskı altında okunduğu yıllarda, ne de açık açık okunabildiği bugün, risalenin içeriği yeteri derecede önemsenmedi, sadece Müsl... Okumaya devam et >>

Taha Parla’nın sorusu veya kim korkar başörtüsünden?

f7Taha Parla  şöyle yazmisti:  ”Laik ve sosyalist kadinlara sormak istiyorum. Basortusunden korktugunuz kadar, Kemalist, milliyetci, anti-demokratik, anti-laik, kurum, kural ve uygulamalardan korkmuyor musunuz?” diye onemli bir soru sormus.

Ben ustume alinmıştım: .Kadinim,  sosyalistim ve laikim. Fazlasından bir de feminstim. Sorulunca düşündüm tesettürden korkar mıyım diye ? Elbette bunu önerenlerden şahsen korkarım. Peki diğer sayılanlar acaba neleri içeriyor diye düşünmek durumunda kaldım.  Kemalist milliyetçilerin  kadınların  günlük hayatı için en azından yazılı olarak buna benzer bir önerileri var mı?  Bu yaklaşımlar benim yazın kısa kollu bluz giyince işte bir dinsiz diye tasnif edilmeme neden olmaz herhalde.  Ya da anti-demokratik zihniyete sahip komşuları annemi  mayo ile denize girerken Allaha karşı suç işliyor diye itham etmez değil mi. Kemalizmin  eve gelen sucuyu başı a... Okumaya devam et >>

Türköneler ve AKP’li kadınların suskunluğu

110623-türköneler1

12 Ağustos tarihinde yayınlanan “Mağden, kota ve bir feminist” başlıklı yazımda adı geçen Mualla Kavuncu’nun (eski eşi dolayısıyla eski soyadı Türköne) bana hitaben yazdığı mektup önceki hafta Radikal İki’de yer aldı. Mektubu okuyan birçok kişi konuyu anlayamadıklarını belirttiler. Ben şöyle yazmıştım:
“Bugün 50 kadının Meclis’e girmesine çok sevinmemizi öneren çok yazar var. Oysa bu mümkün değil. Bu tuhaf seçimin öncesinde kadın hareketinden çeşitli partilere başvuru yapan arkadaşlarımız oldu ve ama hiçbiri aday olamadı. Hareket bağlantılı bir kadın DP’den aday olmaya kalkınca aramızda ‘işkenceci’ olarak dosyası açılmamış bir Mehmet Ağar’ın partisine girilir mi diye kıyametler koptu. Ama zaten bu aday adayının üs... Okumaya devam et >>

Mağden, kota ve bir feminist

43767

4 Ağustos tarihinde Nuray Mert’e açık cevap başlıklı yazısında Perihan Mağden adımı anmış. Şöyle yazmış Mert’i kastederek: “Hatta Radikal İki’ye bir yazı gönderen ve ‘feminist’ yazısı boyunca tamamıyla benim söz konusu yazılardaki fikirlerimi (pek tabii ki benim ismimi 1 kez dahi geçirmeden) ‘savunarak’ N. Mert’e yetiştirme gayretkeşliğine girişen Handan Koç’a yazdığı ‘cevap’ yazısında, ismimi DE verme gönlübolluğunu gösterdi bile. (24 Nisan tarihli ‘Kadın ve siyasete devam’ başlıklı yazısı).

İki yazar bir süredir atışıyor. Bu tartışmaya katılmayı amaçlamıyorum. Bana yapılmış bir itham var. Cevap hakkımı kullanmaya, kota ve seçimler üzerine birkaç şey yazmaya niyet ettim. Önce cevap hakkını aradan çıkarayım.

Perihan Mağden nedense onun fikirlerini onun adını ... Okumaya devam et >>

Ilıcak, Mert ve feministler

nazli-ilicakNisan’da “Başörtüsü yasağı mağduru kadınların sorununu, bir kez daha hatırlatmak isteyen gazeteci- yazar Nazlı Ilıcak, gazeteci Nuray Mert, gazeteci-yazar Leyla İpekçi, sosyolog Pınar Selek ve Amargi Feminist Dergi İmtiyaz Sahibi Ülkü Özakın başlarına taktıkları örtüleriyle ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı dayanışma fotoğrafı çektirdiler” diye başlayan bir haber okuduk. Haberin devamında kadınların siyasete katılımını destekleyen, kadınlar için kota talep eden KADER bu fotoğrafa katılmadığı için eleştiriliyordu. Konu geçen hafta Radikal’de yer aldı. Bir feminist olarak söz hakkımın doğduğunu düşündüm.

Sözkonusu fotoğrafta meşhur iki İki anti-feminist yani Nazlı Ilıcak ve Nuray Mert seçiliyordu… Eyleme katılan Zaman gazetesi yazarı Leyla İpekçi de, değil feminizme yakın olmayı kadın olarak tanımlanmaya b... Okumaya devam et >>