‘Cereyanlar’ kitabında yapılan yanlışlar üzerine

cereyanlar-kitabinda-yapilan-yanlislar-uzerine-303816-5
 Handan KoçBirgün / 15.06.2017
Elbette siyasal tarih yazımı bu hareketlerin içinde yer alanların değil, ona dışarıdan bakanların işidir. Ama burada iyi işleyen bir yöntem olmalı ve anlatıcı kendi eforuna ve çevresine bu kadar güvenmemeli.
Bu yazıyı Tanıl Bora’nın “Cereyanlar” isimli kitabı hakkında sınırlı ve öznel bir eleştiri yapmak üzere yazıyorum. Kitabın ‘80 sonrası feminist hareketten bahis edilen bölümünü birkaç kez dikkatle okudum. Diyebilirim ki ne kendimizi ne fikirlerimizi tanıyabildim. Bunun üzerine en azından birkaç düzeltme yapmayı gerekli gördüm. İtirazlarımı ya... Okumaya devam et >>

Devlete unuttuğunu hatırlatıyoruz: Cinsel istismar suçtur!

Handan Koç – Birgün Pazar -  20 Kasım 2016

Meclise sunulması beklenen bir Anayasa değişikliği var ve bunun bir rejim değişikliği teklifi olmasını bekliyoruz. Zaten meclis seçilmiş vekillerini bile koruyamaz halde. O arada iktidarın kadınlar hakkında nasıl düşündüğünü ortaya seren “ahlaksız bir teklif” meclise geldi.

kadinlardan-tecavuzu-aklayacak-yasaya-hayir-19112016-005007Hükümet “cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16.11.2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, suça maruz kalan kadın ve çocuk ile failin evlenmesi durumunda cezasızlık öneren bir düzenlemeyi “ meclis te onaylatarak yürürlüğe koymak üzere iken gelen itirazlarla küçük bir tökezleme geçirdi.Tasarı iki gün sonra tekrar görüşülecek, yasalaşırsa küçük çocuklarla cinsel ilişkiye giren erkekler, bu kız çocukları ile evlenince cezaalmaktan kurtuluyor olacaklar. Çocuklara... Okumaya devam et >>

Erdoğan’ın sözleri cinsiyetçiliktir!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Iğdır’da kendisini konvoya sırtını dönerek protesto eden kadınlara, “Şimdi geliyorum çok enteresan şurada bir grup, affedersiniz edebim müsaade etmiyor tabi de, sırtlarını dönerek işaret yapıyorlar” demişti.

2 Haziran 2015 tarihinde IMC TV’de yayınlanan Banu Güven’le Artı Haber’e konuk olan feminist yazar Handan Koç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini değerlendirdi.... Okumaya devam et >>

Feminizmin yeni yüzyılı için geriye bir bakış*

423418(*Handan Koç’un Nota Bene Yayınları tarafından 2013 yılında yayınlanan 21. Yüzyıl Feminizmine Doğru-Neoliberalizmin Ötesinde Bir Kadın Hareketi İçin Tartışmalar adlı derlemedeki makalesidir…)

Bu yazıyı ağırlıkla, geçmiş 30 yıl boyunca, Türkiye’de feminist hareketin temel mücadele alanlarının neler olduğu, hangi temaların ağırlıklı olarak politikleştirildiği ve bu bakımdan, hem katkıların hem de ihmal edilen alanların/sorunların varlığı hakkında gerekçeleriyle birlikte neler söylenebileceği sorusuna cevaben kaleme alıyorum.

Türkiye’de ikinci dalga feminizmin başlangıç tarihi olarak 1982 senesini almak ve hareketin 30 yılından bahsetmek gerçekten anlamlıdır. Neden diye soracak olursanız, kadın kadına bir feminist yayın yapmayı amaçlayan bir çalışmanın başlangıç tarihi olarak Şubat 1982 tarihi kayıt altındadır da ondan.... Okumaya devam et >>

Ali Rıza Demircan kadınlardan özür diliyor…

 

23.02.2011 – CNN Türk Tarafsız Bölge Programı

CNN Türk’de yayınlanan Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge Programı’nda Ali Rıza Demircan “Dekolte ve Taciz” konulu tartışmada geçmişte kitaplarında yer verdiği görüşler için tüm kadınlardan özür diliyor…

Programın konukları: Handan Koç – Hidayet Şefkatli Tuksal- Ali Rıza Demircan... Okumaya devam et >>

Referandumda Feminizmin İcabı Bence Hayır!

02 Eylül 2010 /Bianet

Feministler olarak bu hükümete kadınların eşitlik, özgürlük ve kurtuluş mücadelesi açısından güvenebilir miyiz? Recep Tayyip Erdoğan’ın “bana evet deyin” çağrısı karşısında soğukkanlı ve tarafsız kalabilir miyiz? Kalmalı mıyız?

 

12 Eylül’de hükümetin önerdiği anayasa değişiklikleriyle ilgili yapılacak referandum çeşitli açılardan ele alınmayı aynı zamanda da tavır alınmayı gerekli kılan bir politik süreci başlattı.

Ben bu yazıda devrimci-feminist bir kadın olarak bazı düşünce ve duygularımı aktarmak istiyorum. Duygularımı diyorum çünkü bu oylamanın tarihinde insanın, sinirlerini harekete geçiren bir zorlama var. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) sekiz yıldır hükümette ve kendini muhafazakar demokrat olarak tanımlıyor. AKP liderliği yolumuz Menderes’in ve Özal’ın yoludur diyor.

12 Eylül ‘ün bir ramazanın bitişine gelen otuzuncu yıldönümünde, bizlerden 12 Eylül ü bitirdiklerini ilan etmelerini sağlamak üzere oy isteyecekler. Bana kalırsa her kim ki 12 Eylül ün hedefinin sosyalist-devrimc... Okumaya devam et >>

Oyuna gelmemek için (1977 – 1988)

Oyuna gelmemek için 1 (1977)

Anayasada yapılacak birtakım değişiklikler 12 Eylül’de bir referandumla halk oylamasına çıkacak. Bu tarih cuntanın otuzuncu yıldönümü. Otuz yıl malum zamanaşımı tarihi. Seksen öncesinde ve sonrasında da sol politikanın içinde yer almış bir kişi olarak bir günlük tutmak ve şu ya da bu şekilde bir yeniden değerlendirme noktasına gelmiş olan 12 Eylül sürecine göz atmak dileğindeyim. Böylece Türk siyasal hayatının baskıcı yapısına ezilenler ve yöneticiler arasındaki mücadele açısından bakmayı amatörce denemiş olacağım. Herkesin de Tayyip Erdoğan’ın gözyaşları ile sulandırmaya çalıştığı yakın tarihe, arkasına yığdığı zamanın sunduğu malzeme ile yeniden bakmasının yararı olacağını düşünüyorum. (Handan Koç)


Tarihi uzlaşmaz çıkar çelişkileri ile bölünmüş bir toplumu anlama çabası olarak gören bir solcu olarak aklım sorularla dolu. 12 Eylül ve sonrasında tesis edilen nizam bir gecede emir komuta zinciri içinde karar veren generallerin eseri olabilir mi? On iki Eylül ile içine oturtulduğumuz yeni düzeni anlamak ve kopm... Okumaya devam et >>

Tesettür risalesi hakkında…

1069838_708764292501313_995789862_nNur tarikatının kurucusu Said Nursi’nin ölümünün 48. yıldönümü nedeniyle Said Nursi Enstitüsü tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde “Meşrutiyetin 100. Yılında Türkiye’nin Demokrasi Serüveni” isimli panel düzenlendi. Yoğun ilgi gören panele, konuşmacı olarak Prof. Mehmet Altan, Prof. Atilla Yayla, Prof. Doğu Ergil ve Cengiz Aktar gibi, kamuoyunun “liberal” olarak tanıdığı akademisyenler de katıldı.

Bu vesileyle Türkiye fikir dünyası içinde çok önemli bir yeri olan Said Nursi’nin risaleleri arasından bir tanesini, ele almanın önemine inanarak bu yazıyı kaleme aldım. Bu Tesettür Risalesi’dir. Konu herkesi ama en çok da Said Nursi’nin yaşamına, görüşlerine önem verenleri ilgilendirdiği gibi feministleri de yakından ilgilendirir. Türkiye... Okumaya devam et >>

Said Nursi Örneği: Tesettür Bir Toplumsal Öneridir

Ben Türkiyeli bir feminist olarak, özel olarak Nursi’nin görüşlerini benimseyen, ayrıca tesettür hikmetleri onunkinden farklı olan herkesin “Tesettür Risalesi” hakkındaki görüşlerini merak ediyorum.

Türkiye fikir ve siyaset dünyası içinde çok önemli bir yeri olan Said Nursi’nin Nur Risaleleri olarak anılan yazılarının toplamı 12 Eylül sonrası diye de nitelenen son 25 yıl içinde yeniden organize olan cemaat hayatı ile birlikte güncel bir ağırlık kazandı.

Ben bu metinler arasından bir tanesini ele almanın bu gün her zamankinden daha fazla önem taşıdığına inanarak, bu yazıyı kaleme alıyorum. Bu Tesettür Risalesi‘dir. Konu herkesi ama en çok da Said Nursi’nin yaşamına, görüşlerine önem verenleri ilgilendirdiği gibi, feministleri de yakından ilgilendiriyor.

Benim görüşüm bu risalenin kadınların tesettürle yaşaması gerektiği üzerine yazılmış en önemli metin olduğu. Ne yazık ki ne yarı gizlilk içinde ve baskı altında okunduğu yıllarda, ne de açık açık okunabildiği bugün, risalenin içeriği yeteri derecede önemsenmedi, sadece Müsl... Okumaya devam et >>

Türköneler ve AKP’li kadınların suskunluğu

110623-türköneler1

12 Ağustos tarihinde yayınlanan “Mağden, kota ve bir feminist” başlıklı yazımda adı geçen Mualla Kavuncu’nun (eski eşi dolayısıyla eski soyadı Türköne) bana hitaben yazdığı mektup önceki hafta Radikal İki’de yer aldı. Mektubu okuyan birçok kişi konuyu anlayamadıklarını belirttiler. Ben şöyle yazmıştım:
“Bugün 50 kadının Meclis’e girmesine çok sevinmemizi öneren çok yazar var. Oysa bu mümkün değil. Bu tuhaf seçimin öncesinde kadın hareketinden çeşitli partilere başvuru yapan arkadaşlarımız oldu ve ama hiçbiri aday olamadı. Hareket bağlantılı bir kadın DP’den aday olmaya kalkınca aramızda ‘işkenceci’ olarak dosyası açılmamış bir Mehmet Ağar’ın partisine girilir mi diye kıyametler koptu. Ama zaten bu aday adayının üs... Okumaya devam et >>

Mağden, kota ve bir feminist

43767

4 Ağustos tarihinde Nuray Mert’e açık cevap başlıklı yazısında Perihan Mağden adımı anmış. Şöyle yazmış Mert’i kastederek: “Hatta Radikal İki’ye bir yazı gönderen ve ‘feminist’ yazısı boyunca tamamıyla benim söz konusu yazılardaki fikirlerimi (pek tabii ki benim ismimi 1 kez dahi geçirmeden) ‘savunarak’ N. Mert’e yetiştirme gayretkeşliğine girişen Handan Koç’a yazdığı ‘cevap’ yazısında, ismimi DE verme gönlübolluğunu gösterdi bile. (24 Nisan tarihli ‘Kadın ve siyasete devam’ başlıklı yazısı).

İki yazar bir süredir atışıyor. Bu tartışmaya katılmayı amaçlamıyorum. Bana yapılmış bir itham var. Cevap hakkımı kullanmaya, kota ve seçimler üzerine birkaç şey yazmaya niyet ettim. Önce cevap hakkını aradan çıkarayım.

Perihan Mağden nedense onun fikirlerini onun adını ... Okumaya devam et >>

“Günlerin bugün getirdiği”

230px-1mayıs_77_1“İki 1 Mayıs, Bir Sonuç” başlıklı makalesinde Yüksel Akkaya şöyle yazıyor: “Bir sonraki yılın katılım açısından görkemli, sona erişi açısından trajik 1 Mayıs’ı doğrudan 1 Mayıs 1976’yla ilgilidir. 1976 yılı, işçi sınıfı açısından önemli bir eşik olmakla birlikte, sermaye cephesinin işçi sınıfına ve onun adına siyaset yapanlara bakışında radikal bir değişiklik yaşadığı yıldır.”

Türkiye’yi yönetenler, 1 Mayıs 2007’de, İstanbul’da bir vahşet sergilediler. Bu tutum herkesi düşündürmüş, bazılarımızı otuz yıl öncesine götürmüş olmalı.

1 Mayıs 1976’da İstanbul’da yaşıyordum ve bu günü sadece duymuştum. 1 Mayıs 1977’de ise 16 yaşındaydım ve artık Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu tarafından düzenlenen mitinge katılmak istiyordum. O zaman 56 ya... Okumaya devam et >>

Evvel Temmuz’da Samandağ’da olmalı!

Evvel Temmuz Bayramını duydunuz mu hiç?: “Temmuz ayı dörtbin yıl öncesine kadar uzanan tarih içinde  hasadın yapıldığı ve bir sonraki hasat döneminin bereketli geçmesi için  şenliklerin yapıldığı bir ay olmuş. Tek tanrılı dinlere geçişten sonra bile bazı topluluklar bu geleneklerini devam ettirmişler. Türkiye’de yaşayan Arap halkı için çok önemli olan bu gelenek yakın zamana kadar  aynı heyecanla sürmüştür. Her yıl bu günlerde Samandağ sahilinde bulunan Hz. Hızır Türbesi ziyaret edilir, hayır duaları okunur; ardından çalgılar eşliğinde insanlar sabaha kadar eğlenilirdi. Tabii en yeni elbiseler önceden hazırlanır, sabahtan giyilirdi. Halkın yüreğindeki heyecanı sokakta yürüyünce hissedebilirdiniz. Biz çocukken “Temmuz” isimli bir şeyhin sokaktan geçeceğini sanarak kaldırım kenarlarında otururduk. “ İşte böyle anlatıyor, beni   Samandağ’a, her yıl düzenledikleri  temmuz festivalinin altıncısına  davet eden feminist Amargi dergisinden sevgili  Tülay Hatimoğulları, bu günün  kendileri için anlamını.

ABD ordusunun İskenderun  körfezi

13 temmuz’da  İs... Okumaya devam et >>

Ilıcak, Mert ve feministler

nazli-ilicakNisan’da “Başörtüsü yasağı mağduru kadınların sorununu, bir kez daha hatırlatmak isteyen gazeteci- yazar Nazlı Ilıcak, gazeteci Nuray Mert, gazeteci-yazar Leyla İpekçi, sosyolog Pınar Selek ve Amargi Feminist Dergi İmtiyaz Sahibi Ülkü Özakın başlarına taktıkları örtüleriyle ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı dayanışma fotoğrafı çektirdiler” diye başlayan bir haber okuduk. Haberin devamında kadınların siyasete katılımını destekleyen, kadınlar için kota talep eden KADER bu fotoğrafa katılmadığı için eleştiriliyordu. Konu geçen hafta Radikal’de yer aldı. Bir feminist olarak söz hakkımın doğduğunu düşündüm.

Sözkonusu fotoğrafta meşhur iki İki anti-feminist yani Nazlı Ilıcak ve Nuray Mert seçiliyordu… Eyleme katılan Zaman gazetesi yazarı Leyla İpekçi de, değil feminizme yakın olmayı kadın olarak tanımlanmaya b... Okumaya devam et >>

Fuhuş İsveç’te Yasak Türkiye’de Serbest

lilja4ever2003fq0-1İsveçte 1999 yılından, Finlandiyada ise 2003ten beri fuhuş yasak. Cezası ise erkeklere kesiliyor. Yani müşterilik yapan, talep eden cezalandırılıyor. Bu yasa tüm feministler için çok kıymetli bir ilk. Peki, Türkiyede böyle bir uygulama neden olmasın?

Serbest seks piyasasına İsveç darbesi Dünyayı doksanlarla birlikte yenilenerek saran liberal rüzgâr hâlâ eserken bazı çok demokrat Avrupa ülkelerinde fuhuşa karşı “yasakçı” yasaların çıkmasının bir sebebi var.

İsveç in kuzeyinde, Finlandiya ve Eski Sovyetler Birliği ülkeleriyle bağlantılı oldukları kesimde uluslararası insan ticareti çok yaygın. Bizim Karadeniz bölgesinden de beter bir durum var. Sürekli sayıları artan ve yaşları düşen çok sayıda kadın burada seks işinde çalışıyor, çalıştırılıyor. Erkeklerin talepleri de yıllar içinde yükseliş... Okumaya devam et >>

Arka sayfa güzeli şart mı?

esh_33126Özgürlükçü olmanın ölçütü insanların “cinsel obje” olarak kullanılmasını istemek midir? Erkekler görsel şevhet malzemesi olmaya başlarlarsa ilk alıcı gözle bakanlar yine erkekler olmaz mı?
Kadınların bedenleri üstündeki denetim kalksın, erkeklerini beğenip, seçebilsin, arzu duydukları için suçluluk duymasın istiyoruz. Bu yönde bir değişimin aracısı arka sayfa güzeli erkekler olabilir mi?
Siz gazetelerde arka sayfa güzeli olsun istiyor musunuz?
Ertuğrul Özkök geçenlerde :”Gazetelerde ‘arka sayfa güzeli’ alışkanlığına kızanlara kötü bir haberim var. Bu yeni eğilim medyada kadının cinsel obje olarak yüceltilmesine içerleyenleri de yakından ilgilendiriyor” diye yazdı. Haber şu: Milano moda günlerinin ardından erkek giysilerindeki yeni eğilimlere bakan Hürriyet yayın kuru... Okumaya devam et >>