Feminizmin yeni yüzyılı için geriye bir bakış*

423418(*Handan Koç’un Nota Bene Yayınları tarafından 2013 yılında yayınlanan 21. Yüzyıl Feminizmine Doğru-Neoliberalizmin Ötesinde Bir Kadın Hareketi İçin Tartışmalar adlı derlemedeki makalesidir…)

Bu yazıyı ağırlıkla, geçmiş 30 yıl boyunca, Türkiye’de feminist hareketin temel mücadele alanlarının neler olduğu, hangi temaların ağırlıklı olarak politikleştirildiği ve bu bakımdan, hem katkıların hem de ihmal edilen alanların/sorunların varlığı hakkında gerekçeleriyle birlikte neler söylenebileceği sorusuna cevaben kaleme alıyorum.

Türkiye’de ikinci dalga feminizmin başlangıç tarihi olarak 1982 senesini almak ve hareketin 30 yılından bahsetmek gerçekten anlamlıdır. Neden diye soracak olursanız, kadın kadına bir feminist yayın yapmayı amaçlayan bir çalışmanın başlangıç tarihi olarak Şubat 1982 tarihi kayıt altındadır da ondan.... Okumaya devam et >>

Feminist Olarak Türkiye‘ye Bakmak *

page_sosyalist-feminist-kolektif-basortusunun-ilkokula-indirilmesi-akpnin-kadinlara-yonelik-son-saldirisi_231708618

Feminist Olarak Türkiye ‘ye Bakmak. (*)

Handan Koç - (Ankara / WOCMES-2014)

Bu konuşmayı hazırladığım günlerde önemli bir seçim oldu. Türkiye de 12 yıldır başbakanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına seçildi. Türkiyeli feminist, sosyalist, özgürlükçü, sekuler pek çok insan gibi bu sonuç beni de üzdü. AKP klasik İslamcı bir partiden koparak kendine muhafazakâr demokrat sıfatı seçtiği deklarasyonu 2002 de yaptı. Parti erkek egemenliğinin geleneksel-dinsel biçimi ile sürmesine taraftar olan ve neo-liberal sisteme ko... Okumaya devam et >>

Understanding Neoliberalism and New Conservatism in Middle East: Turkey Experience and Prospects for Feminism

kurtaj-hakk-eylemi-3-haziran-2012-28

WOCMES- World Congress for Middle Eastern Studies

Handan Koç  – (ANKARA 2014)

Understanding Neoliberalism and New Conservatism in Middle East: Turkey Experience and Prospects for Feminism

As I was preparing this talk, an important election was held in Turkey. Recep Tayyip Erdoğan, who has been the prime minister for the last twelve years, was elected as president. Along with many other people I was saddened by the results of the election. In 2002, the Justice and Development Party, known as the AKP, declared itself to be a conservative democratic party, breaking away from its classic Islamist roots. Then elected. Was it obvious that there would be negative results in terms of the social politics of gender? It was. But in the beginning, the AKP received encouragement from nearly every segment of society, including the Kurdish and Turkish opp... Okumaya devam et >>