Ölümünün 50. yılında tesettür risalesi

saidnursiSaid Nursi öleli 50 yıl oldu. Fikirleri hala büyük ilgi görüyor. Türkiye tarihini anlamaya çalışan yerli ve yabancı araştırmacıların Nurculuğu incelerken pek önemsemedikleri kadın meselesine ve pek ilgi göstermedikleri tesettür risalesine bakmak, bu etkileyici kişinin kadınlara nasıl baktığını gözden geçirmek görevi, biz feministlere düşse gerek. Said Nursi’nin kadınlarla ilgili en önemli önerileri, dört hikmet şeklinde bölümlenmiş tesettür risalesinde yer alır. Birincisi hakkında daha önce yazdım. Bu defa risalelerin diğer üç hikmetini tanıtmak ve bir tartışma zemini arayışımı sürdürmek istiyorum.

2. hikmet / Çirkinlik zamanı gelince
Said Nursi her zaman tesettürü kadınların fitratı-yaradılışı gereği değiştirilemez bir mecburiyet olarak gördüğünü anlatır. Bu özel bölümde ise “Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve ş... Okumaya devam et >>

Kadıköy’ün iskelesi vardı

fft5_mf300418Karaköy iskelesi batalı bir yıl oldu. Yerine yenisi yapılmadı. Yolcular kışın soğuk, yazın sıcak olan bir barakada bekleşiyor. Vapurlar geçici bir platforma yanaşıyor. Anlaşılan o ki iskelenin bakımsız bırakılarak batırıldığı 11 Kasım gecesi suya düşen Akbil kasalarını arayan İDO yetkilileri paralarını bulduktan sonra eski iskeleyle olan bütün bağlarını kopardılar.
Bu yıldönümü vesilesi ile, işine vapurla gidip gelen biri olarak biraz geriye gitmek isterim. 25 Şubat 2005 tarihli Radikal haberi şöyle idi: “Şehir Hatları’nın İDO’yla birleştirilmesiyle 73 vapur, 54 iskele ve Haliç Tersanesi TDİ’den Büyükşehir Belediyesi’ne devrediliyor. Uzun vadede hedef vapur, deniz otobüsü ve motorların tek iskele, tek bilet altında birleşmesi. Buna göre, şehir hatları vapurları zamanla yerini deniz otobüsü ve motorlara bırakacak, vapurlar ise sadece beli... Okumaya devam et >>

30. yılında İran Devrimi’nin “gücü”

untitledİran İslam İnkılâbı 30. yılı vesilesiyle İran’ın gücü etrafında pek çok yorum yapıldı. Obama’nın yakınlaşma çağrısı ve nükleerde kazanılan zafer bu yorumların arabaşlıklarıydı. Oysa Ahmedinejad aynı konuşmada “dünyadaki bütün çatışmaların kökeninde hak, adalet, ahlak ve insani değer eksikliği olduğunu” da söylemişti söylemesine ama devrimin bu alanlardaki başarısı veya başarısızlığı üzerinde pek durulmadı. Oysa eminim İranlıların hayatı bunlarla da belirleniyor. Mesela İranlı bazı kadınlar ısrarla, sadece hak ve adalet arıyor ama bulamıyorlar.

Devrimin gücü
1991’de yaptığı bir İran ziyareti sonrası Ali Bulaç şöyle yazmıştı(1) ”Uçağa binerken nasıl bir İranla karşılaşacağım benim için tam bir merak konusuydu. Havaalanında uçak bekleyen İranlı yolculardan yaklaşık 40 kadar hanım içinde sadece iki... Okumaya devam et >>

Tesettür risalesi hakkında…

1069838_708764292501313_995789862_nNur tarikatının kurucusu Said Nursi’nin ölümünün 48. yıldönümü nedeniyle Said Nursi Enstitüsü tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde “Meşrutiyetin 100. Yılında Türkiye’nin Demokrasi Serüveni” isimli panel düzenlendi. Yoğun ilgi gören panele, konuşmacı olarak Prof. Mehmet Altan, Prof. Atilla Yayla, Prof. Doğu Ergil ve Cengiz Aktar gibi, kamuoyunun “liberal” olarak tanıdığı akademisyenler de katıldı.

Bu vesileyle Türkiye fikir dünyası içinde çok önemli bir yeri olan Said Nursi’nin risaleleri arasından bir tanesini, ele almanın önemine inanarak bu yazıyı kaleme aldım. Bu Tesettür Risalesi’dir. Konu herkesi ama en çok da Said Nursi’nin yaşamına, görüşlerine önem verenleri ilgilendirdiği gibi feministleri de yakından ilgilendirir. Türkiye... Okumaya devam et >>

Irak’ta da solcular vardı…

Irak_ta_Kom_nistlerAmerika, Irak’ı işgal edeli ve kadim şehir Bağdat yakılıp yıkılalı kaç yıl oldu? Çoğunuz bu soruya cevap verebiliyorsunuzdur. Iraklıların işgalden önceki ve sonraki hayatları hakkında neler biliyoruz? Kaçımız Iraklı bir solcu olmanın ne anlama geldiği hakkında gerçek bir fikir sahibi? TV bültenlerinde gördüğümüz bombalama, suikast, infaz görüntülerine eşlik eden kırık-yıkık cümleler dışında elimizde bir zamanlar Irak olan bu ülke halkı hakkında ne bilgi var? Bu ülkede doğmuş büyümüş, okullara gitmiş, gidememiş daha adil bir toplumun hayalini kurmuş solcular ne oldular? Iraklı sol-muhalifler neler düşünürler?
Irak’ta Sol Muhalefet adlı kitap, Irak’ın farklı bölgelerinde doğup büyümüş dokuz komünist, feminist, sosyal devrimci ve sendikacı yaşam serüvenlerini çok sade bir dille anlatmış. Böylece eşsiz bir... Okumaya devam et >>

Türköneler ve AKP’li kadınların suskunluğu

110623-türköneler1

12 Ağustos tarihinde yayınlanan “Mağden, kota ve bir feminist” başlıklı yazımda adı geçen Mualla Kavuncu’nun (eski eşi dolayısıyla eski soyadı Türköne) bana hitaben yazdığı mektup önceki hafta Radikal İki’de yer aldı. Mektubu okuyan birçok kişi konuyu anlayamadıklarını belirttiler. Ben şöyle yazmıştım:
“Bugün 50 kadının Meclis’e girmesine çok sevinmemizi öneren çok yazar var. Oysa bu mümkün değil. Bu tuhaf seçimin öncesinde kadın hareketinden çeşitli partilere başvuru yapan arkadaşlarımız oldu ve ama hiçbiri aday olamadı. Hareket bağlantılı bir kadın DP’den aday olmaya kalkınca aramızda ‘işkenceci’ olarak dosyası açılmamış bir Mehmet Ağar’ın partisine girilir mi diye kıyametler koptu. Ama zaten bu aday adayının üs... Okumaya devam et >>

Mağden, kota ve bir feminist

43767

4 Ağustos tarihinde Nuray Mert’e açık cevap başlıklı yazısında Perihan Mağden adımı anmış. Şöyle yazmış Mert’i kastederek: “Hatta Radikal İki’ye bir yazı gönderen ve ‘feminist’ yazısı boyunca tamamıyla benim söz konusu yazılardaki fikirlerimi (pek tabii ki benim ismimi 1 kez dahi geçirmeden) ‘savunarak’ N. Mert’e yetiştirme gayretkeşliğine girişen Handan Koç’a yazdığı ‘cevap’ yazısında, ismimi DE verme gönlübolluğunu gösterdi bile. (24 Nisan tarihli ‘Kadın ve siyasete devam’ başlıklı yazısı).

İki yazar bir süredir atışıyor. Bu tartışmaya katılmayı amaçlamıyorum. Bana yapılmış bir itham var. Cevap hakkımı kullanmaya, kota ve seçimler üzerine birkaç şey yazmaya niyet ettim. Önce cevap hakkını aradan çıkarayım.

Perihan Mağden nedense onun fikirlerini onun adını ... Okumaya devam et >>

Ilıcak, Mert ve feministler

nazli-ilicakNisan’da “Başörtüsü yasağı mağduru kadınların sorununu, bir kez daha hatırlatmak isteyen gazeteci- yazar Nazlı Ilıcak, gazeteci Nuray Mert, gazeteci-yazar Leyla İpekçi, sosyolog Pınar Selek ve Amargi Feminist Dergi İmtiyaz Sahibi Ülkü Özakın başlarına taktıkları örtüleriyle ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı dayanışma fotoğrafı çektirdiler” diye başlayan bir haber okuduk. Haberin devamında kadınların siyasete katılımını destekleyen, kadınlar için kota talep eden KADER bu fotoğrafa katılmadığı için eleştiriliyordu. Konu geçen hafta Radikal’de yer aldı. Bir feminist olarak söz hakkımın doğduğunu düşündüm.

Sözkonusu fotoğrafta meşhur iki İki anti-feminist yani Nazlı Ilıcak ve Nuray Mert seçiliyordu… Eyleme katılan Zaman gazetesi yazarı Leyla İpekçi de, değil feminizme yakın olmayı kadın olarak tanımlanmaya b... Okumaya devam et >>